Gökova Körfezi ile Hisarönü Körfezi arasında, Akdeniz ile Ege’nin sularının birbirine karıştığı yer Datça. Muğla iline bağlı bu ilçemiz doğal güzelliğinin yanı sıra eski, yeni birçok medeniyete evsahipliği yaptığı için kültürel ve tarihsel olarak hayli zengin. Taş döşeli sokakları ve güzel evleri ile Eski Datça, Knidos Antik Kenti, Peninsula, ilçe girişinde gelenleri karşılayan yeldeğirmenleri, sessiz ve temiz plajlar,eşsiz güzellikteki koylar. Datça koyları, karadan ulaşılması kolay olmalarına rağmen, Türkiye'de bakir kalabilmiş ender köşelerden.
Geçmişi M.Ö. 7. yüzyıla dayanan Datça, aynı zamanda sıfıra yakın nem oranıyla dünya genelinde “yüksek oksijen çadırı” olarak adlandırılan az sayıdaki bölgeden biri. Turistik açıdan hala bakirliğini koruyan koylarıyla Datça’da , hotel, pansiyon, apart otel ve tatil köyü tarzı işletmeler bulunmakta. Kiralık ev ve kiralık villa bulmanızda mümkün.
Datça'nın üç güzeli bal, badem ve balık mutlaka tadılmalı. Palamutbükü, Hayıtbükü, Ovabükü, Kızılbük, Aktur, Reşadiye, Domuz çukuru ve Knidos feneri mutlaka görülmeli.
M.Ö. 1. yüzyılda yaşamış olan ünlü coğrafyacı, tarihçi ve filozof Strabon’un dediği “Tanrı uzun ömürlü olmasını istediği kullarını Datça Yarımadası’na bırakır” cümlesi Datça’nın insanlar üzerindeki etkisini anlatmakta.