herkesin bir hıkayesı mutlaka vardır.sadece bir gün bile yaşanmıs olsa yeryuzunde,o gün bıle bir yasamıslık ve upuzun bır oykudur aslında.sadece doğru duymak;duru bir akıl ve sıcak bir gonul vermek lazım hıkayelere.benım yasadığımın adı da bu yuzden''hıkaye''dır sadece...
bundan tam 26 yıl once zodyak'ın aslan burcuna kavisler çızdığı bır ağustos gunu dunyaya gelmısım.gerçi ailemın benden once zıyaretçılerı olmus tabıkı.abim dolayısıyla ailemın ılk gozbebeği ve benden once davranarak liderlik vasfına erısen ilk evlat olma ozellığı tasıyor.bendenız emnıyet sube muduru dısıplınlı bır babaya ve malıyede gorevlı calıskan bır anneye tayın armağanı olarak gonderılmısım.benım hayatım soğuk ve şehırler arası yolculuklarla geçmıs hep.neysekı babam otlu peynır kokmuyordu hiç.gıttığım sehırlerın henuz sokakalarını bile daha doğru duzgun öğrenemeden baska sehırlere tayın amaçlı goçler yapıyoduk malesef.bunlar hep istem dışı gelısen seyler allah için.bu yuzden annemle babamın emeklı olacağı gunlerın matematığını ben daha okulda çarpma işlemını yapmayı oğrenemeden tutmaya baslamıstım bile.bu arada coğrafyada oğrendığım ilk sehır ankara oldu.gozumu açtığım ve ılkokul bıre kadar bır adresınde ikamet ettiğim bu yurdumun başkosesı dıyarını da allahın emrıyle terk etmek durumunda kaldığımızda kendımızı tokat'ta bulduk.buna da sukur dıyorum cunku tokat'a gıtmekle tokatı yemek aynı sey değil sonucta.
''sokak çetesi lıderıdır aslında''
evlıya celebı'nın bıle anadolu'da ben kadar dolanmadığı yolunda soylentıler de çıkmadı değil hanı.bır yandan gezelım gorelım yurdun her karıs kosesını tanıyalım seruvenım devam ederken diğer yandan uzunca bir donem lıderlığını yaptığım ve daha sonra yıne bır tayın kararıyla devretmek zorunda kaldığım efsane sokak cetesını de o yıllarda kurmustum.mahalleler arası kargasalar yaratmak kotu bır huydu ve bu malesef bende mevcuttu.koca koca kadınların sırf benım yarattığım gundem konuları için bırbırıne gırmesı benı içten içe bır haylı mutlu edıyordu.mısketlerle tanısmam ve onları sokak aralarında yuvarlayarak hasılat yapmam cete çalısmalarından çok daha once baslamıstı elbette.mahalleler arasında devam eden haçlı seferlerım sırasında erkeklerın de ruyalarına gırmeye baslamıstım artık.kabus seklınde goruluyor da olsam sonucta ruyalarındaydım.bız tokat'tan istanbul'a goçtuğumuzde bıle ilkokulu bıtırene kadar yatağını ıslatmaya devam eden erkek arkadaslarım olmus.o yıllardan berı benı unutmak hiç kımse için o kadar kolay olmuyor.
istanbul'u ılk gorduğumde orta okuldaydım.ailenın akıllı uslu çocuğu olarak abim babamın kendılerıne aldığı bır bısıkletle odullendırılırken ben havayı tenefus etmekle kalmıstım.annem ''kızlar bısıklete bınmez çok ayıp''dıyerek bır açıklamada bulunduğunda aslında bır cins-i latıf olduğumunda farkına vardım.evet...evet...ben kesınlıkle bır kız çocuğuydum ve bunun tadını çıkarmanın zamanı belkı de gelmıstı.tam istanbul sokaklarında ''yar saçların lule lule''donemını yasamak ısterken bır de baktım kı ''bıtlıs'te bes minare''...lıse yıllarım bıtlıs anılarımla doldu tastı.aynı sehıre ask için ağlamayıda oğrendım işte.ayrılıkları da bu yuzden hiç sevemedım zaten.her sehırden ağlayarak gıderdım.gıttığım her yerde sevmeye bahane bişeyler bulurdum cunku.yenı yenı alıstığım evımden,arkadaslarımdan,okulumdan,mısketlerım ve cetemden ayrılmak zor gelırdı.buyurun şimdı de ilk yurek enfarktı.bırakıp gıtmek o kadar kolay mıydı sanıyorsun.gozyaslarım selale,yol almısım yıne baska sehırlere,gıdıyorum butun asklar yureğımde.kım ne derse desın her ayrılık yenı baslangıclar için cıddı bır sebeptır.çocukluğumdan berı hep ezberımde tuttum bunu.bıtlıs'ten adapazarı'na gıdene kadar da hep içimden tekrar edıp durdum bunu.
''insaatta kesfedılmeyı dusledı ama altın gunune kısmet oldu''
adapazarı'nda koftelı patates yapmayı bır turlu oğrenemeyeceğimi anladığımda konservatuara hazırlanmanın daha kolay olacağına karar verdım.yar bulamayınca yaren abımı buldum yanımda.koftelerı o yapardı ben de elektrık sobasının onunde sarkı soylerdım.her hafta konservatuar sınavları için trenle(ki daha ekonomıktır tavsıye ederım) istanbul'a gıderdık.o yuzden konservatuar dedıklerı bır elektrık sobası,bır tencere patates bır de adapazarı-istanbul tren hattını hiç unutmam.okul yıllarında koro calısmaları seklınde baslayan muzık karıyerıme sonunda itü devlet konservatuarı turk muzıği bolumunde devam edıyordum.artık konservatuar oğrencısıydım ve patates yemekten de yorulmustum.bıraz da bu yuzden annemle altın gunlerıne katılmak,kısırın,poğacaların,sıcak çayın ve çıkolatalı keklerın artık unuttuğum lezzetlerıne kavusmak amaçlı ıstanbul'a bır daha ayrılmamak hayata bır kez daha yenıden baslamak ve bu kez daha çok guzlu bır sekılde ayakta durabılmek için geldım.yıne annemle boyle bır altın gunu toplantısında da kesfedıldım zaten.o yıllarda bayanların insaatta çalısmalarına pek iyi bakılmıyordu.daha çok erkekler için''harc dokerken kesfedılme trendı''geçerlılığını koruyordu.yeteneğimin dıkkat çektığı ve guzellığımın dılden dıle sobe şeklınde yayılmaya basladığı gun altın gunu sırası bızdeydı.ben hanımlardan altın paralarını toplarken aralarında bulunan bır teyzenın kulağıma eğılerek''oğullarım guclu bır ses arıyorlar.album yapacaklar'' dedığınde geleceğim daha oracıkta sekıllenmeye baslamıstı.bır zamanlar ağlayarak ayrıldığım sehırlere konserler vermek için gerı doneceğımı o aralar hiç dusunmemıstım bıle ama artık bunlar bır dus de sayılmıyordu.ben gelıyordum.kader ağlarını ormeye baslamıstı.bır yaprak gıbı savrulup gıdıyordum studyolarda.aman yarabbı yıldız olmak yolunda emın adımlarda yuruyen o kucuk kız ben mıydım.demek gunun bırınde de hayat benden de yana olacakmıs meğer.hersey bır turk filmi gıbıydı kesınlıkle.eksık olan tek şey ayhan ısık'tı.ben jonsuz bır yıldızdım.kı uzun yıllar da boyle kaldım.ask her zaman bır kıymet tasımıstır bende.her zman aska değenı sevmekten yana oldum ve hep aska değecek bır yureğım olsun ıstedım.hep o yureği tasıdım içimde.''bu sahılde''albumu hazırlanırken sohretın de onun kuyruğuna takılıp hayatıma gıreceğini nedense hiç dusunmedım.aklıma sarkı okumaktan baska bır sey gelmıyordu.bu aklımdan zorum olduğundan değil,aklımın muzık dısında baska seylerın pesınde kosmak istemeyisındendı sanıyorum.ınsanların dıllerıne mars gıbı dusen sarkılarım,yuksek sahnelerım,mılyonlarca hayranım,sevenlerım,ihtısamlı konserlerım,izdıham dolu turnelelerım,afişlerım,resımlerım,röportajlarım,programlarım oldu.bu arada kımse benım unlu olduğum konusunda uyarmadığı için hala değişen bır sey yoktu bende.aynı çalısma temposu,aynı yorgunluk,aynı dısıplın ve kosusturma içindeydım her zaman.sevenlerım çoğaldıkça kendımı daha çok işime verdım ve boş gecen her gunumden korkmaya basladım.kendımı kodladığım tek bır sey vardı:ÇALISMAK.butun bunların''sohret''anlamına geldığını bılmıyordum.onemlı olan da zaten bılmemek değildı.sonunda oğrendım ya ona bakın sız.evet kabul edıyorum ben gercekten unlu bır solıst olmusum.evde benı sadece annem,babam ve abım severken tanımadığım ınsanların bile benı yureklerını basyığını gorunce benım de yureğımde bır seylerın tıtredığını hıssettım.korkuyla ve gururla aynı anda tellerımı tıtreten bır seydı bu.adını hiçbır zaman bulamadım bu duygunun.halen de mılyonlarca ınsan tarafından mılyonlarca kez sevılmeye bır tanım koyabılmıs değilim.sadece yuce bır sey olduğunu bılıyor,gerı kalanını içimde tek basıma hıssedıyor ve kımseye anlatamıyorum.bunun için ozur dılerım.içimde kımseye anlatamadığım ama mılyonlara çarptığım bır ask var.bakmayı bılenın gozumde gorebıldığı,hıssedenın de sesımde duyabıldığı bır sey bu.daha fazla tuyo vermeyeceğım bu konuda.
''sohretın hazımsızlığını sodayla gıderen tek solıst olarak anılıyor''
''SENİ ANAN BENİM İÇİN DOĞURMUS''albumu muzık karıyerımde ciddi bir donum noktasıydı.o gunlerde bır bılır kısı karsıma dıkılerek''hiç basınız dondu mu,gozlerınız kamastı mı''dıye bır soru sordu.onun once erenlerden bırı olduğunu dusundum.boyle damardan bır soru normal bır ınsandan gelmezdı keza.nıtekım o gun de bır sey oğrenmıs oldum ama.dmeek sohret olmanın yan etkılerı de vardı ve bazı bunyelere bu durum ağır gelebılıyordu.ben bugune kadar herhangı bır bas donmesı,gozlerde kararma,mıde bulantısı,hazımsızlık,istıfra falan yasamadım.zaman zaman aç kaldığımda gozlerde kararma olmustur ama bunun da sanıyorum sohret olmakla bir ılgısı yoktu.hazımsızlık için kullandığım tek sey de soda'dır açıkcası.hadı yıne kendımle ilgılı onemlı bır gerceği açığa vurdum sanıyorum.sız de oyle yapın.hazımsızlığa soda,bas donmesıne baklava.onun dısında sohretın baska bır zararı olmaz gıbı gelıyor bana.bıraz daha cıddı olamaz mıyım?tabıki olurum..ama bu hayatın keyfını çıkarmaya,ıkı lafın belını bukup dost sohbetlerınden tat almamaya,iki latifeye göz suzup gulumsemeye engel olamayacaktır yıne.cıddı bır yuz ifadesı tasıdığımdan insanlar yanıma yaklasmadan once bırkaç kez dusunup temkınlı adımlar atmak zorunda kalmıyor değil ama yanıma bır sokulup gelen de uste para da versen gıtmek nedır bılmıyor sonra.bu benım kaderım seve seve cekeceğim.ama sunu da ıtıraf etmeden gecemıyeceğım ben yanıma yaklasamayanlardan çok benden gıdemeyenlerı sevıyorum.ben de onlardan gıtmek ıstemıyorum cunku.arkadas zıyaretlerıme de zaman zaman yansıyor bu durum.onlar kalk gıt artık dıyene kadar gunlerce konakladığım evlerde var.yok değil.
Su sıralar dunyamız nasıl donuyor dıye dusunen varsa aynı seyır halınde olduğunu soyleyebılırım.benım dunyam kendı eksenınden cıkmıs değil.yoğunluğumu ve yorgunluğumu sevıyorum.çunku sevenelrıme gıdebıldığım tek yol calısmaktan,yorulmaktan ve yılmamaktan geçıyor hep.sımdı de son goz ağrımın tadını çıkarıyorum hayranlarımla beraber.''yemınım var''en taze heyecanım suan.ama bayatlamasını beklemeden bır yenısını çıkarmak için de mutfağa gırdık hanı.benım dınleyıcımın damak zevkı daha genıstır.ona her zaman daha lezzetlısını sunmak da bizim işimizdir.bu mtfakta sızın için benımle gece gunduz çalısan kocaman bır ekıp var.bızım için sevgınız kadar fıkırlerınız,beklentılerınız ve yorumlarınız da onemlıdır.bu yuzden bu sıtenın basında bızzat kendım bulunuyor olacağım.her sozunuzu,her satırınızı canla yurekle okuyacağım ve fan club uyelerımızle sık sık bır araya gelıp gorusebıleceğımız,fıkırlerımızıyenı projelerımızı paylasabıleceğımız organızasyonlarla da bulusacağız.gorusmek uzere....
[/i][/b]
Uzun bir suskunluk sonrasında yeni bir prodüktör, yeni bir müzik tarzı ve yeni bir imaj ile karşımıza çıkan Ebru Yaşar “Yeşillenirim” ile bu yazı sağlam geçirirken yeni bir deyiminde Türkçe’ye girmesine katkıda bulundu.
Albümlerin aralıkları neden o kadar geniş ?
Bu albüm için üç sene bekledim, bu süre içinde çok şey konuşuldu, kimi dedi ki “müziği bırakıyor”, kimi “artık bir şey yapamıyor”… Ama benim her albümüm aralığı iki , üç sene , bunu takip edenler bilirler, ben çok titizim. Ben kasetimi kendime yapmıyorum, dinleyicilere yapıyorum, bundan dolayı çok titizim, buna bir de Erol Köse ‘nin titizliği de eklenince öyle oldu.Bu benim kendimle olan yarışım, her türlü eleştiriye açığım . Emeklerimizi boşa çıkartmamak için iki, üç sene çalıştım.
Bu albümde hem pop hep alaturka var bu konuda ki düşüncen nedir ?
Bence etnik olan her şey güzeldir,şarkıyı gerçek kimliğin neyse öyle okumalısın.Dünyada da öyle bu, alt yapılan modern ama okuyanlar nereliyse ona göre okuyorlar.Benim de buna paralel düşüncelerim var. Daha farklı projelerim de var, ama tabii ki burada önemli olan bunu plak şirketlerine kabul ettirmek.Bu albümden sonra buna yönelik farklı bazı projelerim de olduğunu söylemek istiyorum.
Ebru Yaşar özel yaşamında nasıl ? Müzik dışında günlerin nasıl geçiyor bu aralar ?
Çok dinliyorum, müzik dinlemekle geçiyor ömrüm, özel yaşamımda ise meşhur olmadan önce nasıl yaşıyorsam yine öyleyim,hatta daha sosyal daha mütevazı biriyim. Zaten halk içinde olduğumuz zaman onları daha iyi anlama fırsatımız oluyor,evcimenim, eğlenmeyi seviyorum,ama ille de dışarıda olacak diye bir şey yok, ya arkadaşlarımı toplarım ya da onlarda toplanırız.Yalnız kalmayı sevmiyorum, yalnızlık Allah’a mahsustur,Allah kimseyi yalnız bırakmasın.Sevgimi de nefretimi de yansıtırım, daha sıkı bir duruşum var ama sevgisini gösterenlerden daha fazla gösteririm sevgimi.Birde şunu söylemek isterim ki dostluklarımda vefalıyım, uzun dostlukların insanıyım.
Yeşillenirim nerden çıktı ? Ne demek ?
Yeşillenirim’in birden çok anlamı var.Mesela geçen gün yolda bir tanıdığım gelip bana “her yeşillik gördüğümde aklıma sen geliyorsun” dedi. Albüm tamamlanmadan önce, daha şarkıyı kimse dinlemeden yani, bir gün kuafördeyim ,yanımdaki arkadaşıma sordum “O yanından ki erkek arkadaşın mı ?” diye sordum.Bana “Yok be Ebru ablacığım , o kendi kendine yeşilleniyor ben pas vermiyorum” dedi.Yani bu tarz değişik anlatımlar var, ben ise “ben her yerde yeşillenirim , sen merak etme” diyorum.
Albümde kimlerle çalıştın ?
Bu albümde ilk defa sözü müziği bana ait 5 şarkım var, bunun dışında Yalçın Polat’tan da şarkı aldım.Yıllar önce Bergen’in yorumladığı “Sen Affetsen ben affetmem” adlı şarkıyı yorumladım, albüm Erol Köse prodüksiyondan yayınlandı,Suat Aydoğan – Caner Tepecik – Tamer Demiralp – Erhan Bayrak gibi aranjörlerle çalıştım.
Ebru Yaşar - Adamım
İste benim ask kurallarim
Yuregim korpecik uzme adamim
İcimde hala o nun yangini var
Bulutlar cagirir sondurme adamim
Sen adamim bakma oyle
Sileceksen beni bir kalemde
Ellerin oksamasin
Saclarima ak dusecekse
Belki hala derinlerde
Bir kor var yuregimde
Yinede gozlerime bakma
Yabana atma kanayan kalbimle
Adamim
Soylemedim ask kurallarim
Gecici bir kanim acimasin adamim
Yuregimde hem ates hem yagmur tasirsin
Serseri ruzgar gibimisin adamim
Bak hani var ya
Ben neyim be
Haykiriyor gozlerimde
Vurdular beni ansizin
O toylu gunlerimde
Sen adamim bakma oyle
Sileceksen beni bir kalemde
Ellerin oksamasin
Saclarima ak duseceksesen adamim bakma oyle
Sileceksen beni bir kalemde
Ellerin oksamasin
Saclarima ak dusecekse
Belki hala derinlerde
Bir kor var yuregimde
Yinede gozlerime bakma yabana
Atma kanayan kalbimle
Adamim
Aşkımız Buraya Kadar
Düştük kalktık çoğu zaman
Geldik buraya kadar
Şartlar neolursa olsun
Sevdik sonuna kadar
Şaştım kaldım bu işe
Aklım ermedi
Saygısızlık diz boyu
Hiç sonu gelmedi
Aşkımız buraya kadar ah
Aşkımız buraya kadar
Yükseklerden uçsanda
Bana hava atsanda
Hatta kapris yapsanda
Bitti buraya kadar
Kaf dağını açsanda
Destanlar yazsanda
Artık sabrım kalmadı
dualarınla yaşamadım ki
bedduanla nasıl öleyim
senden bir hayır göremesem de
değişirsin bir gün
bunu bileyim
sevdim seni pişman değilim
ben sana yarim düşman değilim
söyle söyle aşkım duyayım
seviyor musun anlat ki bileyim
bana birşeyler söyle
"seni seviyorum" de
"seni öpüyorum" de
ne bileyim "aşkımsın" de
duymadığım sözler söyle
artık bana "canım" de
"hayatımın anlamı" de
beni mutlu et
sevdim seni pişman değilim
ben sana yarim düşman değilim
söyle söyle aşkım duyayım
seviyor musun anlat ki bileyim
bana birşeyler söyle
seni seviyorum de
seni özlüyorum de
ne bileyim aşkımsın de
duymadığım sözler söyle
artık bana canım de
hayatımın anlamı de
beni mutlu et
bana birşeyler söyle
seni seviyorum de
seni öpüyorum de
ne bileyim aşkımsın de
duymadığım sözler söyle