"Nazar Sözlüğü, görmenin ve görülmenin aslında ne kadar önemli olduğu, gözün iktidarının ucunun nerelere kadar varabileceğini göstermek amacı taşıyordu"
Mahrem, Elif Şafak'ın üçüncü romanı. Şafak, Pinhan ve Şehrin Aynaları'nda kendine özgü dil kullanımı ve "öteki"yi romanın merkezine yerleştirme yaklaşımıyla, yeni bir tavrın da habercisi olmuştu. Mahrem, bu özellikleri bir adım öteye götürmesinin yanı sıra, kurgusal olgunluğuyla da ülkemiz edebiyatına kalıcı bir iz bırakacağını kanıtlıyor.
Mahrem'in alt başlığı "Görmeye ve Görülmeye Dair Bir Roman". Adına uygun olarak bir gözle başlayıp, dört yüzyıla yayılan seyretme ve seyredilme, bakma ve görme, görme ve görülme öykülerini, ikisi de farklı nedenlerle "öteki" olan iki kahramanın hayatlarında birleştiriyor. Görme ve görülme takıntısını bir sözlükle ("Nazar Sözlüğü") kurumlaştırıp, romanında yer alan tüm figürleri karşımıza birer seyirlik olarak çıkarıyor. Mahrem'de "göz" daima dışlanmayla içerilmenin, "ben" ile ötekinin, aşk ile karanlığın orta yerinde, bir geçiş noktasında duruyor; tıpkı "Nazar Sözlüğü"ndeki "Gözbebeği" maddesinde olduğu gibi:
"gözbebeği: İnsanlarda yuvarlak, hayvanların çoğunda ise dikine elips biçiminde olan gözbebeğinin çapı, irise gelen ışığın miktarına göre değişir. Karanlık ve uzaklık büyütür gözbebeğini; aydınlık ve yakınlık küçültür. Yani bu kararsız çember, ışık varsa küçülür, ışık yoksa büyür. Yakına bakarken de küçüldüğüne göre, yakın olan aydınlıktır, aydınlıktadır. Uzağın payına karanlık düşer. Zaten karanlığı kimse yakınında görmek istemez.
Aşık olunca da büyür gözbebeği; demek ki âşık olunan hep uzaktadır. Aradaki mesafenin verdiği acıyı azaltmak için, maşuka 'gözbebeğim!' diye hitap edilir."
"Şimdiki zamanda yaşayan Şişko'nun öyküsünü neden 1880'lerin Perasına bağladınız?
Osmanlı'nın son dönemini yeğlememin nedenini, o dönemde yaşama yeni yeni giren moderniteyle birlikte Osmanlı'nın görsellik anlayışında bir değişiklik olması. Modernite olgusuyla birlikte görsellik yeni bir anlam kazanıyor ve bunun odak noktasında da kadının bedeni yer almaya başlıyor. Kadın, etek boyundan vücut hatlarına kadar herşeyiyle ''seyirlik malzeme''ye dönüşüyor. Modernleşme tartışmasının odak noktasında kadın ve kadın bedeni vardır zaten. Modernite bir seyirlik dünya inşa eder. 1880'deki Pera'nın vurgusu bu: O dönemde Osmanlı'da bir seyirlik dünyanın malzemesi. Bu dünyanın referansı da 1880'lerin Pera'sı.
(Hangimiz Şişko değiliz ki ?, Ahsen Erdoğan- Elif Şafak Söyleyişisi'nden, Binyıl Kitap, 29 Eylül 2000.)"
"Şişman ama çok şişman bir kadının başrolü aldığı çok az roman vardır. Elif Şafak'ın son romanı Mahrem'de, şişman olduğu için gözden kaçamayan bir kadın ana tema olarak kullanılıyor... Romanın açılış sahnelerinden biri olan minübüste seyehat bölümünde, ter, açlık, diğer kadınlar, sevimli olmak zorundaki küçük çocuk ve kapalı alanla oluşturulan karabasan, uzun yıllardır okuduklarım arasında ayrıcalıklı bir yere sahip...
Elif Şafak'ın öykü anlatıcılığı özellikle bu romanda berraklaşmış. Masalın dili, bu romanın sürükleyiciliğinde ana unsur olarak görülüyor ve Şafak'ın yepyeni diyebileceğimiz bir üslubunun da habercisi. Özellikle tarihsel diye kabaca adlandırabileceğim bölümlerden ayrılmak istemedim.
(Elif Şafak'ın Mahremi, Gül Dirican, Milliyet, 5 Eylül 2000)"
Yazar hakkında :1971 yılında Strasbourg'da doğdu. ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü'nü bitirdi. Yüksek lisansını aynı üniversitede Kadın Çalışmaları Bölümü'nde yaptı. İlk (öykü) kitabı Kem Gözlere Anadolu 1994 yılında, ilk romanı Pinhan 1997'de (İletişim), ikinci romanı Şehrin Aynaları 1999'da (İletişim) üçüncü romanı Mahrem (Metis) 2000 yılında basıldı. Elif Şafak, Pinhan ile 1998 Mevlana Büyük Ödülü'nü kazandı. Halen İstanbul Bilgi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nde araştırma görevlisidir ve ODTÜ Siyaset Bilimi Bölümü'nde doktorasını sürdürmektedir
Yazar :Elif Şafak
Yayınevi : Metis Yayıncılık
Kişisel Gelişim , Başarı ve Sağlık Rehberiniz.. Başarı Rehberi