MAVİSAKAL, 1980 senesinde Tarsus Amerikan Lisesi’nde öğrenci olan Tibet Ağırtan, Murat Tümer ve Kaan Altan tarafından kuruldu. Lise yıllarında adı ECHO’83 olan grubun ismi 1984 senesinde MAVİSAKAL olarak değişmiştir.
MAVİSAKAL geçen yıllar içerisinde yurtiçinde verdiği sayısız solo konserler, katıldığı ulusal ve uluslararası festivaller, 1997 senesinde Status Quo grubunun konuğu olarak gittiği Londra Wembley Arena’da verdiği konserler ve yayımlanan albümleri ile geniş kitlelerce tanınmıştır.
MAVİSAKALlar: Kaan Altan, Kaan Uçak, Yasa Arar, Ahmet Ersöz, Emin Ersoy, Cevdet Tosyalı, Ozan Akça, Mahcem Öztürk, Genç Osman Yavaş, Andy Wand, Tanju Eren.
Grup Üyeleri: Tibet AĞIRTAN :Çikolatalı dondurma, sessizlik, rock'n'roll ve sudoku severim. 14 yaşımdan beri gitar çalıyorum. İstanbul'un neredeyse her şehrinde oturdum. Avustralya'da uzun süre yaşadım. Elektronik teknisyeniyim. Ses teknisyeniyim. Bilgisayar mühendisiyim. Öğretmenim. Matematikçiyim. Futbolcuyum. Basketbolcuyum. Şarkı yazarım. Otomobil kullanmayı tercih etmem. Gitar görünce alasım gelir. Alkollü içecekler, eğitim, banka, sigorta ve telekom sektörlerinde çalıştım. Hiç evlenmedim, evlenene mani olmadım. Çoluk yok, çocuk yok. Yalnız şarkılar var. Aşk var. Doğum günüm 12 Temmuz. Hediyeleri geri çevirmem. Şömineli ev isterim. Televizyonu uyumak için kullanırım. Ciddiye alınması gerekmiyen şeyleri ciddiye almam. Bir gün öleceğimi bilirim. Herkesin öleceğini bilmediğini de bilirim. Futbol takımı tutmam. Denizde dolaşmayı tercih ederim. Doğdum doğalı büyümekteyim. Bir türlü varamadım."
Murat Tümer :6 Eylül: Bir omlet hazırla, ama bu sefer değişik bir şey olsun. Köpeğini öp, çocuklarla dans et, yuvarlan sonbahar yapraklarında... Bara gir ve kalbin duruncaya kadar dans et. Bir kız tavla, veya bırak o seni “götürsün”... “Değerler”i-ni boşver, özgür ol… Tümüyle “özgür”... Seviş ….. sonra …bir daha seviş…. Bol bol seyahat et. Yeni insanlar tanı. Büyükanneni ara. Bir enstrüman çalmayı dene. Uzuuun yürüyüşlere çık. İnsanların gözünün içine bak. Domates ek. UÇ ! …. Ve sürün … Detoks: She-toks ! Bir hayır işi başlat. Ailene şiir yaz. Düşün !… 5 kutu boya al ve dünyayı renklendirmeye başla. Paylaş ! Smokin giy. Tüm takım elbiselerini fırlat gitsin. Bir bebek fil besle…. Rüzgarı saçında güneşi yüzünde hisset… Öğren ! Sevdiklerini rahatsız edip duran denyoyu baltayla kovala... Bir daha seviş. HaYaLİnİ esnet … Para kazan, para kaybet. Yüzleş ! Bir orman kur... Tibet’e özgürlük! Taksi şöförüyle sohbet et… Yağmurda üstü açık arabayla dolaş. Aşırı hızdan ceza ye… Birisinin hayaline yatırım yap... Genelev’e git: İnsanları seyret: Haykır !!! Sky dive… Politikacılara yumurta salla. 10 kavanoz Nutella ye… Sabaha kadar kus…. Bir okul inşa et.. Teleferikte aşk yap... Birgün çocuğun olsun: “öz”ü anla, sev… gerçekten sev… Organlarını bağışla... IŞIĞI YAY !!! … Huzur içinde uyu.
Taylan Dedeoğlu : Dr. Jekyll - Mr. Hyde olmak? Bayılıyo, gurur duyuyo. Yıllardır böyle… Teoman’la, Indians’la, MAVİSAKAL’la, Tibet’le, Cin’s ‘le… Ofise gidiyo, sıkı çalışıyo, bi de işten çıkınca Tünel'e uğruyo? Çok zevk alıyo çook. 2 saat bakınıyo, ala ala 10 tane pena alıyo... Takım elbiseyi çıkartıp, kovboy çizmesi giyiyo, kravatı çıkartıp, bandana takıyo…"Q" klavyeyi bırakıp, rosewooda, maple’a geçiyo... Sahneye çıkıp, zıplayarak gitar çalıp, “kanırtıyo”… Duygularını gitarla haykırtmayı seviyo çalarken…Stratocaster, Les Paul alıyo, ama Kramer'inden de vazgeçmiyo... Olmadı mı bi de Paris’te iş arkadaşına Ibanez taşıtıyo... Iban ezmesi J
Ace Frehley, Eddie Van Halen, Gary Moore, George Lynch'den etkilenmiş. Hele Gary Moore’dan accayip… KISS, Maiden, Priest, Bon Jovi, Coverdale dinliyo… Def Leppard'a bayılıyo...Haa, bi de Sambora'yı kuyumcuya götürmüş... hem de Broadway’e bindirip yaaa….
Lisesine, Galatasaray’a tapıyo… orasi onun ailesi, evi… ama takım tutmuyo... Futbolun herşeyin önüne geçmesinden nefret ediyo... Amfisini şehir magandalarının, trafik canavarlarının kulağına dayayıp köklemek için yanıp tutuşuyo... Görgüsüzlükten iğreniyo, kus yani!
Geçmişi hiç unutmuyo, hep hatırlıyo, değerini iyi biliyo ama geleceğe bakmayı da unutmuyo... Hüseyin Rahmi Gürpınar okuyo, köşkünü müzeye dönüştürmeye uğraşmacasına... Bi de “Gitarların Efendisi” programını yapmış 2 yıl bi radyoda bi zamanlar...
Ait olmayı, sahiplenmeyi seviyo, sürüden ayrılmıyo ama sürü de olmuyo… Kimseyle itişmiyo, kimseyi kırıp, kimseyi satmıyo... Mutlaka gülümsüyo, etrafındakileri de gülümsetiyo... Eski dostları asla unutmuyo... Bodrum'suz, Bodrum'da rakı-barbunsuz yapamıyo...Yalıkavağı özlüyo hep...
Sevgilisi evi, onunla huzur buluyo, itişiyo, kakışıyo, sevişiyo, ağlıyo... onunla motora binip geziyo, balık kızartıyo, salata yapıyo, portakal sıkıyo, TV karşısında kahvaltı ediyo...
Sokakta kedilerin boynuna sarılıyo, anne-babaya uğruyo, babayla Perfect Strangers, Who's The Boss seyrediyo... Sevdiklerini ihmal etmiyo...Braveheart'ı, The Man In The Iron Mask’ı 1000. kere seyrediyo, her seferinde de ağlıyo...
Gecenin bir yarısı Amerika’daki Sıfandalı’yla mesajlaşıyo... Malmsteen Rulez !
Supereva’da Rider yeleğine patch takıyo, chopper kullanmış, sonra enduroya geçmiş... Yüzlerce kilometre motor kullanıyo, sonra gidiyo çadırda yatıyo...
Ama bi şeyden vazgeçmiyo, vazgeçemiyo…
ROCK, ROCK, ROCK…
Batur Yurtsever : 27 Aralık’ta doğar, şanslıdır, o zamandan beri müzik dinler, Kadıköy Anadolu Lisesi’nde okurken, öğrenip çalmaya bile başlar, Milliyet yarışmalarında birincilikler alınca şımarır, ne şahane der ve devam etme rahatlığı sağlamak için üniversite bile kazanır. Stüdyolar kurar, kırmızı adam olur, para kazanır, Exit, Kesmeşeker, Mercury, Extra gibi rock gruplarında sayısız konser verir ve bikaç albüm yapar. Uzun süreler TV Show’larında çalar, yine para kazanır, yine şımarır, akademik müzik kariyerine başlar, en güzel günlerini geçirir, o kadar sever ki bitirince Bilgi Üni’de hoca bile olur, birsürü öğrenci yetiştirir, vatana millete yararlı olmaya çalışır, bir sürü jazz ve funk projesinde yer alır, zevkle çalar, sonra çok yakın arkadaşlarıyla n.u.g. u oluştururlar, bir sürü hoş projenin altından kalkmayı bile becerirler. Aranjörlük ve prodüktörluğe el atar, bu süreler geçerken şanslıdır, aralıksız olarak hep sahnededir, hiç inmez, hem de yakın arkadaşlarıyla…. bir sürü değişik müzik öğrenir, ustalarıyla çalar, sonrasında Kırıkkalpler’le çalarken, mavisakal tekrar bir araya gelir, özüne döner, sevinerek grupta yerini alır..yine ne şahane der..
Her türlu benzin yakan araca bayılır, hele hızlı gidenlere, ii bilir, fakat trafikten daralır, motorsiklete geçer, yine şımarır, büyüğünü alır, bu sefer yeni daha dizini kırar, oturur aşağı…bir sürü abuk subuk gereksiz sey bilir, durup duruken babası sıkılıp şirketi ona bırakır, şimdi bir yandan o şirketin altından kalkmaya uğraşmaktadır, hiç de kolay değildir ama olsundur..sıfır kızı sıfır oğlu ve sıfır karısı vardır, evlenmemiştir, tuhaftır zira kızlara da bayılır, daha da tuhaftır kızların bazıları da ona..çaktırmadan tarihçidir, sosyoloji de sever, sahane villa ister ve çok da o benzin yakanlardan, teknolojiye bayılır, hep tatilde olmak ister hiç beceremez, futbolu da sever, galatasarayı tutar, playstation ustasıdır, GT’lerde herkese kafa tutar, bu yüzden dünya çapında oynar, rallylere gider, takip eder organizasyonlarda yeralır, deniz bisikletinden nefret eder, Afrika’da kölesine küsmüş tek beyazdır, grubun en küçüğüdür, görüşmek üzere de
Kişisel Gelişim , Başarı ve Sağlık Rehberiniz.. Başarı Rehberi