RE: Şehitlerimizin Anısına
DOĞUDAN-Şehitler kervanı
Yollarda tanklar, tüfekler, askeri araçlar görmeye alıştık.
Bazen bir yol kavşağında, bazen bir dağın zirvesinde, bazen de yerleşim merkezlerinin giriş ya da çıkışlarında karşımıza çıkıyorlar. Silahların başında, gölgesinde yağız delikanlı Mehmetçikleri görünce içimizi tarifsiz duygular kaplıyor. Selam çakıyor, korna çalıyor, sevgimizi ifade ediyoruz. MUKABELE EDİYORLAR Gözlerindeki sevinci, hasreti, nöbet başında olmanın gururunu okuyabiliyoruz. Anaları düşüyor aklımıza, memleketlerinde bekleyen akraba ve arkadaşları geliyor hayalimize. İçimiz burkuluyor. Ne zaman bir şehit haberi alsam, gözümün önüne yollarda bize el sallayan Mehmetçik geliyor. Bayrak acaba düştü mü yere diyorum? Acaba anasına haber ulaştı mı? Nişanlısının gözleri yollarda mı hâlâ? Bebeleri ağlıyor mu? Yeni doğan oğluna babasının adı mı konacak? Yeni, taze gelin şimdi ne yapacak? Anadolu nun her yerine ateş düşmüş yanıyor. Her şehre kimbilir kaç şehit haberi gitti? Kaç can toprağa düştü, kaç ocak yandı, tutuştu? GİDEN GİDİYOR İskenderunlu Yüzbaşı Karabıyık tan, Kayserili Enes Bediz e nice yiğit, vatan için, bayrak için şehadet mertebesine ulaştılar. Yavi deki, Başbağlar daki toplu katliamlar hâlâ hafızalarımızda taze. Pasinler in Yastıktepe köyünde pusuya düşürülerek şehit edilen Salih Bölükbaşı nın fotoğrafını saklıyorum. Salih, vesikalığının arkasına 9 Şubat 1987 tarihini atmış. Ve "Anneme benden cansız bir hatıra" notunu düşmüş. Salih, Atatürk Üniversitesi Çevre Mühendisliği son sınıf öğrencisiydi. Mühendislikle ilgili staj görüyordu. Yaşasaydı, şubatta diploma alacaktı. Nasip olmadı, şimdi cansız hatırası kaldı elimizde. Aynı olayda babası Baki Bölükbaşı ve kardeşi Lütfü de hayatını kaybetti. Bölükbaşı ailesinden geriye bir yaşlı nine, bir anne, biri nişanlı biri bekar iki kız kaldı geriye. Erzincan dan Enes Bediz in cenaze fotoğrafları ulaştı en son elimize. Bediz den de geriye gözü yaşlı bir eş ile Ahmet ve Şeyma adında iki çocuk kaldı. Operasyona çıkmadan önce daha 27 yaşındaki baba Enes in hanımına son sözleri şu oldu: "Çocukları Kur an kursuna yazdır. Kur an öğrensinler. Ben şehit olmaya gidiyorum." Enes in vasiyetine eşi ve yakın arkadaşları sahip çıkma sözü verdiler. "Vatan sağolsun" dediler. Bakın şöyle çevrenize, sağınıza solunuza, nice Enes ler ve Enes lerin yavrularını göreceksiniz. Nice isimsiz kahramanlar şu toprağın bağrında. Dünden bugüne destanlar yazarak geldi, geçtiler. Onları gazete sayfalarında, televizyon ekranlarında göremezsiniz. Onların kahramanlıkları daha yazılmadı. Onlar, bu ülkede daha layık oldukları ilgiyi, şefkati, sevgiyi ve vefayı da bulamadılar. Şehitlerin destanını yazacak kalem erbabı yetişmedi. Yolsuzluk ve sosyete haberlerinin arasına sıkıştırıldılar onlar, şehit cenazelerinin törenleri rutin oldu. Gazeteler, onların haberlerini iç sayfalarına aldılar. Her gün şehit veriyoruz, ama onlara ve yakınlarına kulak verin, acaba devlet ve toplum olarak sahip çıkıyor muyuz? Her şehit için ülke ayağa kalksa, her şehit için yollara düşsek, her şehidin geride kalanlarına sahip çıksak, her şehidin yakınlarına bağrımızı açsak, her şehidin hesabını sorsak, her şehit ülke insanını daha da yakınlaştırsa, birleştirse; dine, vatana, bayrağa bağlılığımızı artırsa nasıl olur? Düşmanlarımız böyle cesaretle üzerimize gelebilir mi acaba? Haydi! Ağlamayı bırakın, cenazelerin arkasında slogan atmayı, kin ve nefret tohumları saçmayı bırakın. Siz siyasiler, hamasi nutuklardan vazgeçin! Ahmet ve Şeyma Kur an kursuna yazdırıldı mı? Binlerce şehit yavrusu ne yapıyor siz ondan haber verin.